nazofarenks.com

Nazofarenks Kanseri (Geniz Kanseri): Tanı ve Tedavi Hikâyem

Yazan: · · Güncelleme: 1 Eylül 2026 · 7 dk okuma

Bir bakışta süreç

  1. Şubat 2016: Bir akşam, hiçbir ön belirti olmadan çift görme başladı. Göz muayenesi tertemiz çıktı.
  2. MR ve tomografi sonrası "beyin tümörü, acil ameliyat" denildi. Başka bir hastanede KBB'ye yönlendirildim.
  3. Deviasyon ameliyatı oldum. Çift görme geçti; altı gün sonra geri geldi.
  4. Ameliyatta alınan parçaların ikinci patoloji incelemesinde tanı kondu: nazofarenks kanseri.
  5. 2 Şubat – 15 Mayıs 2016: Yaklaşık 35 seans radyoterapi ve 6 seans kemoterapi. Onuncu seansta çift görme düzeldi.
  6. 15 Mayıs 2016: Kontrol MR'ında iyileştiğim görüldü.

Merhaba,

Yirmi yıllık bir sağlık sektörü tecrübem vardı ve çeşitli şekillerde pek çok hastayla irtibat hâlinde olmuştum. Hâliyle çevremden dolayı birçok hastalıkla ilgili tecrübelerim ve duyumlarım vardı; birçok hastanede başhekimler, doktorlar ve asistanlarla tanışıklığım oluyordu.

2016 yılında 40 yaşındaydım ve çok şükür o güne kadar hiçbir hastalık geçirmemiş, hiç ameliyat olmamıştım. Hayatımı etkileyen ya da gündelik yaşantımda beni rahatsız eden hiçbir sıkıntı da yaşamamıştım.

Teşhisini sonradan öğrendiğim ve bunca yıllık sağlık sektörü hayatımda adını bile duymadığım nazofarenks kanseri (geniz kanseri) ile 2016 yılının Şubat ayında tanıştım.

İlk belirti: Çift görme

Ne bir hafta öncesinden ne de bir gün öncesinden hiçbir belirti olmadan, akşam saatlerinde evime doğru seyahat ederken gözlerimde birden çift görme başladı.

Bu arada, o gün de bugün de gözlerimle ilgili hiçbir sorunum olmadı. İki yılda bir kontrole gittiğimde, deyim yerindeyse "şahin gibi gözlerin var" deniyordu.

"Herhâlde artık yaşlandın Muhittin" diyerek evime gittim; sabah ise ilk iş olarak Dünya Göz Hastanesi'ne başvurdum. Göz kontrolleri sonucunda herhangi bir bulguya rastlanmadığı, herhangi bir sıkıntı olmadığı söylendi ve nöroloji bölümüne gitmem önerildi.

Oradan çıkıp en yakın hastane olan Acıbadem Atakent Hastanesi'ne gittim. Orada da bir şeyim olmadığı, böyle şeylerin olabileceği ve biraz dinlenmem gerektiği söylendi. Dedikleri gibi eve gittim ve erkenden dinlenmeye çekildim. Sabah kalktığımda her şey normaldi; ancak işe doğru yola çıktığımda çift görme yine başladı. Tek gözümü kapattığımda, sağ ya da sol fark etmiyordu, her şey normaldi; iki gözümle baktığımda ise çift görüyordum.

"Beyninde tümör var"

Sonrasında Medipol Bağcılar Hastanesi'ne gittim. Orada çekilen MR ve tomografi sonucunda bana doğrudan beynimde tümör olduğu ve acilen ameliyata alınmam gerektiği söylendi. O güne kadar basit bir vaka gibi gelen çift görme, bir anda beni korkuya ve bilmediğim bir boşluğa itti.

Yakın arkadaşlarım ise böyle bir şeyin olamayacağını, hiçbir belirti olmadan bir anda "beyin tümörü" çıkmayacağını söylediler. Moralim biraz düzelse de çift görmenin her an verdiği moral bozukluğu ve aklımın bir köşesinde duran "beyin tümörü" teşhisi beni yıpratıyordu.

Daha sonra, bu gibi durumlarda doğrudan ameliyat yerine biraz daha araştırılmasından yana olan arkadaşlarım sayesinde, bu defa Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'nde ismini vermek istemediğim çok tanınmış bir profesöre gittim. Kendisi bana bunun yüzde elli ihtimalle tümör, yüzde elli ihtimalle başka bir şey olabileceğini söyledi ve KBB (Kulak Burun Boğaz) bölümünün görmesini istedi. Açıkçası "KBB" kelimesini duyduğumda moralim, anlık da olsa, yerine gelmişti. KBB'deki muayenenin ardından doktor bunun bir beyin tümörü olmadığını, KBB ile ilgili yarım saatlik bir ameliyatla çözüleceğini söyledi. Çok rahatlamıştım; evime yine çift görerek gitsem de bunun geçici bir şey olduğu rahatlığıyla huzurlu bir uyku çektim.

Deviasyon ameliyatı ve kısa süren rahatlık

Ertesi gün KBB alanında çok tanınmış bir doktora gittik. O da aynı kanıda olunca bir hafta sonra Medical Park Bahçelievler Hastanesi'nde ameliyata alındım. Beyin tümörü diye çıktığım yolda deviasyon ameliyatı oluyordum. Etrafımdaki herkes "Dikkat mi çekmeye çalıştın? Bu yaştan sonra estetik olamadın da bunu mu bahane ettin?" gibi şakalarla beni ameliyata uğurladı. Bir saat sonra odaya döndüğümde, çok şükür, çift görmeye dair hiçbir şey kalmamıştı.

Ameliyattan iki gün sonra taburcu oldum ve normal hayatıma dönmeye başladım. Her şey mükemmel giderken altı gün sonra birden çift görme, hatta bulanık görme başladı. Panikle ameliyatı yapan doktorumu aradığımda bunun olabileceğini, birkaç gün içinde düzeleceğini söyledi. Bir anlık korku, yerini bir anlık rahatlığa bıraktı.

Bu arada ameliyatta benden alınan parçalar patoloji bölümüne gönderilmiş ve sonuçlar temiz çıkmıştı. Ancak çift görme devam edince aynı parçaları Cerrahpaşa Hastanesi'ne götürdüm. Oradaki sonuç temiz değildi: Bende kanser olduğunu gösteriyordu.

Teşhis: Nazofarenks kanseri

O saatten sonra, on günlüğüne unuttuğum "beyin tümörü" ve ölüm korkusu beni yeniden sardı.

Ardından alanında uzman bir doktorla nazofarenks kanseri tedavime başladım.

Hiçbir doktorun ismini vermememin nedeni şu: Ben bu tedaviyi araştırırken herkes başka bir şey yazıyordu. "İyi" denen doktora "çok kötü" diyen de vardı, reklam amacıyla yazılmış yazılar da. Bu yüzden isim vermiyorum.

Radyoterapi ve kemoterapi süreci

Yaklaşık 35 seans radyoterapi (hafta içi her gün; cumartesi ve pazar yok) ve 6 seans kemoterapi (her pazartesi) gördüm. Geceleri korkudan ağladım; ölüm korkusu beni bir an olsun bırakmıyordu ve tedavinin yan etkileri beni sarmıştı: kusma, zayıflama, saç ve sakal dökülmesi, boğazda yanmalar (krem kullanarak bunu çok aza indirdim) ve psikolojik savaşlar.

Bugün geriye dönüp baktığımda bu süreç için "kanserler arasında tedaviye en iyi cevap veren türlerden biri" diyebilirim. İlk zamanlarda bana söylenen "yüzde doksan oranında tedaviye cevap veriyor" bilgisine inanmasam da gerçekten öyle olduğunu deneyimleyerek gördüm.

2 Şubat 2016'da başladığım bu süreç 15 Mayıs 2016'da sonuçlandı ve çekilen MR'da iyileştiğim ortaya çıktı. Tedavinin onuncu seansında çift görmem düzelmiş, artık normal görmeye başlamıştım.

Hikâyenin girişini fazla uzattım, herkesten özür dilerim; ancak sonuç kısa ve net.

Yeni tanı alanlara tavsiyelerim

Arkadaşlar, bu tedavinin en önemli iki ilacı moral ve beslenme.

  • Ne kadar kusacağınızı bilseniz de lütfen yemekten kesilmeyin.
  • Moralinizi en üstte tutmak için etrafınızı olumlu insanlarla doldurun.
  • Kilo kaybını dert etmeyin. Ben tavsiye ettiğim beslenmeyi kendim yapamadığım için 20 kilo verdim; 78 kilo ile başladığım süreçte 58 kiloya düştüm. En kötü ihtimalle "58 kilo bana yakışmadı, zayıfken çok çirkinim" der geçersiniz.

Tedavinin yanında önerebileceğim başka bir şey inanın yok. Bu yazıyı yazmamdaki en büyük neden, bu hastalığın kolay teşhis edilen bir hastalık olmaması ve insanların ilk duyduğunda çok korkması.

Kader bu; ölüm Allah'ın (c.c.) emri. Bu yüzden moralinizi yüksek tutun. Bu tedaviyi gören çoğu insan çok olumlu sonuçlarla geri döndü.

Rabbim yâr ve yardımcınız olsun. Sorabileceğiniz tüm sorular için bana sayfanın altındaki adres ve telefondan ulaşabilirsiniz; dilerseniz yorum da bırakabilirsiniz.

Saygılarımla,
Muhittin Demirboğa

Yorumlar (2)

Mert aydın

Allah sizden razı olsun uzun zamandır böyle motive eden bir bilgiyeye ulaşamıştık sağlığınız daim olsun

Filiz Demir

Çok teşekkürler gerçekten süreci öyle bir anlatmışsınız ki daha bir bilinçlendik, iş arkadaşımda böyle bir teşhis konuldu atlacak inşallah size de tekrar geçmiş olsun çok sağ olun bu sayfa içinde

Yorum yazın

Üyelik gerekmez; adınızı yazmanız yeterli. E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Güncel not – Eylül 2026

Yıl 2026, Eylül. Elhamdülillah çok sağlıklı bir şekilde hayatıma devam ediyorum. Tanı aldığım 2016 yılından bu yana yeni teknolojiler ve yeni tedavi yöntemleri çok daha ileri bir seviyeye geldi. Gönlünüzü ferah, motivasyonunuzu yüksek tutun; bu yol yürünüyor.

Bana ulaşın

Aynı tanıyı aldıysanız ya da bir yakınınız için endişeleniyorsanız çekinmeden yazın veya arayın. Elimden geldiğince yardımcı olurum.